Anavatanı Güney Avrupa, Amerika ve Asya olan kereviz (Apium graveolens), eski çağlardan beri sofralarımızda bulunan; pek çok ülke mutfağında türlü tarifleri yapılan ve bazı rahatsızlıklarda fayda görmek amacıyla tüketilen yeşil yapraklı bir sebzedir.  Uzmanlar tarafından yapılan birçok çalışmada kerevizin antioksidan, antiinflamatuvar,  hipertansiyonu önleyici, kansere karşı önleyici ve kan lipit seviyelerini iyileştirici etkileri kanıtlanmış durumda. Böyle olunca; çoğumuzun tadından, kokusundan rahatsızlık duyup tüketmediği bu kıymetli besine sofralarımızda ve diyetimizde daha çok yer vermemiz gerekiyor. Bu yazıyla beraber hep birlikte kereviz hakkında daha çok bilgiye ulaşacağız ve kerevizin sağlığı destekleyici etkilerini öğrenmiş olacağız.

Kereviz Ne Tür Bir Sebzedir?

Umbellifarea ailesinden olan kereviz iki yıllık bir sebzedir. Birinci yıl toprak altı etli kök kısımları ile toprak üstü yeşil kısmı; ikinci yıl da çiçek ve tohumları oluşur. Sapı dik, çok dallı; yaprakları yeşil ve pürüzsüzdür. Genellikle etli kısmı beyaz olur ancak kırmızı olan türleri de vardır. Temmuz ve ya ağustos aylarında çiçek açar. En az yirmi çeşidi olan kerevizin dünyada en çok yetiştirilen iki türü A.graveolens L.var dulce (sap kereviz) ve A.graveolens L.var rapaceum (kök kereviz)’dir. Gıdaların lezzetlendirilmesi için kereviz; taze bitki, sap, yapraklar, tohumlar, tohum yağı ve oleoresin gibi çeşitli şekillerde kullanılır Kereviz tohumu çok küçük, yaklaşık 1.3 mm uzunluğunda, kahverengi renkli, oval ve sırtlıdır. Baharat şekli ise karakteristik keskin bir kokuya ve hafif keskin bir tada sahiptir.

Kerevizin Vitamin-Mineral İçeriği ve Besin Değeri Nedir?

1 orta boy kereviz( yaklaşık olarak 100 g) 40 kkal enerji sağlar.  İçerisinde vitaminlerden en çok bulunanı C vitamini; minerallerden en çok bulunanı ise potasyumdur. Bunların haricinde sodyum, kalsiyum, magnezyum mineralleri ile beraber; A, B grubu ve K vitaminlerinden bol miktarda içerir.

Kereviz TohumuKerevizin Etli Kısmı
%42.6 Karbonhidrat%9.2 Karbonhidrat
%18.7 Protein%1.5 Protein
%17.0 Yağ%0.3 Yağ
% 11.0 Ham lif%1.8 Ham Lif
% 8.0 Mineral%1.0 Mineral
% 8.0 Su%86.2 Su

Kereviz ve Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) İlişkisi

Hipertansiyon yani yüksek tansiyon (kan basıncının artması) toplumumuzda sık görülen ancak göz ardı edilen bir hastalıktır. Başta kalp hastalıkları olmak üzere hipertansiyon birçok rahatsızlığın temelini oluşturur ve ölüm oranlarının artmasına neden olur.  Yanlış yaşam ve beslenme tarzı, yüksek kan lipit seviyeleri, stres ve obezite hipertansiyonun nedenleri arasında gösterilebilir. Kerevizin yüksek seyreden tansiyonu düşürücü etkisi vardır ve bunu içerisinde bulunan bileşiklerden 3‐n‐butylphthalide ve apigenin ile yapar. Bu bileşikler damar sertliğinin giderilmesine yardımcı olur. Vazodilatör etki yani damar genişletici etkileri vardır. Anjiyotensin II ve kalsiyum kanal inhibitörüdür. Fazla sıvıyı atmanıza yardımcı olur ve idrara kolay çıkmanızı sağlar. Böylelikle hipertansiyonun giderilmesinde etkisini gösterir. İlaç tedavisinin yanına tuz alımının kısıtlanması ile beraber kereviz tüketiminin olumlu etkilerini görebilmek mümkündür.

Kereviz ve Kan Yağları İlişkisi

Hiperlipidemi kan yağlarının yüksekliği anlamına gelir. Sağlıklı bireylerde kan TG düzeyleri 150 mg/dl’nin; LDL düzeyleri 130 mg/dl’nin altında; HDL düzeyleri kadınlarda 50 mg/dl’nin, erkeklerde 40 mg/dl’nin üzerinde olmalıdır. Eğer kan lipit düzeyleri uzun süre bu değerlerin üzerinde seyrederse damarlarımızın etrafında plaklar oluşturarak birikmeye başlar ve ateroskleroz dediğimiz damar sertleşmesi meydan gelir. Bu durum başta kardiovasküler hastalıklar olmak üzere çeşitli hastalıkların sebepleri arasında gösterilebilir. Ayrıca damarlardaki nomal kan akışına engel olarak da birçok organa zarar verebilir. Kereviz tohumları ve kerevizde bulununan; linalool, tadoktadekenamid ve oleamid gibi bileşikler, hiperlipidemide görülen yararların temelini oluşturan potansiyel bileşenlerdir. Bu bileşenler yağ yapımında görevli olan bazı enzimlerin aktivasyonunu azaltarak, oksidatif stresi düşürerek; trigliserid ve LDL değerlerini düşürüp HDL değerlerini arttırırlar. Karaciğerde yağ birikimi önlerler.  

Kerevizin Antioksidan Etkisi

kereviz

Vücudumuzda bir günde sayısızca kimyasal tepkime gerçekleşir ve bu tepkimeler sonucunda dokularımızda ve hücrelerimizde hasara (oksidatif hasar) sebep serbest radikaller oluşur. Bu serbest radikalleri etkisiz hale getiren bileşiklere antioksidan; gösterdikleri etkiye ise antioksidan etki denir. Kerevizdeki fenolik asitler, flavonlar, flavonoller ve C vitamini, beta-karoten (Provitamin A) ve manganez antioksidan etki gösterir. Bu antioksidanların oksidatif hasarı azaltmada rolü vardır. Bunlardan özellikle C vitamini bizim için önemlidir çünkü inflamasyonu önleyerek oksidatif hasarı engeller. Böylelikle astım, osteoartrit, ve romatoid artrit gibi hastalarda fayda sağlar.

Kereviz ve Obezite İlişkisi

Dünya sağlık örgütü tarafından ‘ yağ miktarının adipoz dokuda sağlığı bozacak ölçüde birikimi’ olarak tanımlanan obezite; tüm dünyada kontrol edilemez bir şekilde artmaktadır.  Obezite kendiyle birlikte; tip 2 diyabet, kardivasküler hastalıklar, insülin direnci, karaciğer yağlanması, kanser, hipertanisyon, eklem rahatsızlıkları, yüksek kan lipit değerleri ve sindirim sitemi bozuklukları gibi daha birçok sayabileceğimiz hastalığı da beraberinde getirir. Kereviz obezite üzerindeki olumlu etkilerini muhtemelen içerdiği luteolin etkisiyle gösterir. Kerevizin toplam yağ ağırlığını azaltarak, adiposit (yağ hücresi) boyutunu küçülterek; hiperlipidemi, ateroskleroz gibi kardiyovasküler risk faktörlerini önleyerek obeziteyi önleyebilmektedir. Ayrıca iştah ve tokluk metabolizmasını düzenleyerek enerji metabolizmasını etkiler. Bunlarla birlikte aslında sadece obezite üzerinde fayda göstermekle kalmaz, Tip 2 diyabetin önlenmesinde ve kan lipit profillerinin iyileştirilmesinde etkili olur.

Kereviz ve Kanser İlişkisi

Vücudumuzun çeşitli bölgelerinde hücrelerin kontrolsüzce çoğalması kanser olarak tanımlanır. Çevre dokulara yayılmayan ve tedaviden sonra tekrarlanmayan tümörler iyi huylu; çevre dokuları da etkileyen ve hayati risk taşıyan tümörler ise kötü huylu olarak sınıflandırılır. Kötü beslenme alışkanlığı, sigara ve alkol kullanımı, mutasyonlar, bazı virüsler, bazı kimyasal maddeler, uzun süre güneş ışığına maruz kalma ve bazı gıda katkı maddeleri kanserin sebepleri arasında sayılabilir. Kerevizin kanseri önleme ilişkisi farklı mekanizmalara dayanır. Detoksifikasyonu (toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılması) arttırarak kanseri önlemeye yardımcı olur. İçerdiği asetilenik asit tümör hücrelerinin büyümesinin durdurulmasında yardımcı etki gösterir. Kumarin ,serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini önleyerek; hücrelerin mutasyon geçirme olasılığını azaltıp kanserli hücre olmalarını önler. Apigenin ise programlanmış hücre ölümü olarak adlandırdığımız apoptoz ve hücrelerin yaşlanmış ve işlevini yitirmiş kısımlarının hücre tarından sindirilmesi olarak adlandırdığımız otofaji üzerinde tümör oluşumunu engelleyici özellik göstermektedir.  

Kereviz ve Sinir Sistemi İlişkisi

Kerevizin sinir sistemi ile ilişki eski çağlardan beri bilinmektedir. Bunu Hipokrat’ın “Sinirleri bozuk olana en iyi ilaç kerevizdir.” sözünden anlayabiliriz. Kereviz tohumu yağındaki azotlu bileşikler 3‐n‐butylphthalide merkezi sinir sistemi üzerinde etki göstermektedir. 3‐n‐butylphthalide  kereviz yağındaki kimyasal bileşenlerden biridir ve kan-beyin bariyerini serbestçe geçebilen yağda çözünen bir maddedir. Nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların bazılarının bileşenini oluşturmaktadır.  Bu bileşiğin beyin ödemini azaltma, kan-beyin bariyerini ​​korumada önemli bir etkisi vardır. Alzheimer hastalığında beyindeki sinir hücreleri arasındaki bozulmuş bağlantıların kaybını azaltarak hastalığının seyrini olumlu etkilemektedir. Parkinson hastalığının sebepleri arasında yer alan mekanizmalar ile 3‐n‐butylphthalide’nin mekanizmaları belirli yollarda çakışmaktadır. Bileşik bu yollarda sinir hücrelerinin olumsuz etkilenmesini azaltarak Parkinson hastalığı üzerinde kısmi olarak etki gösterebilmektedir. Ayrıca kumarin kan basıncını düşürür, damar yolları üzerine etki ederek migren ataklarında ağrının azaltılmasına yardımcı olur. Kereviz tohumu yağı kaslar üzerine etki ederek romatoid artritte ağrıların azaltılmasında kullanılabilir.

Kerevizi Nasıl Kullanabilirim ?

  • Taze kerevizi rendeleyip öz suyunu sıkarak çıkarabilirsiniz. Bu suyu yemeklerden önce 1-2 çay kaşığı olacak şekilde tüketebilirsiniz.
  • 250 ml kaynar su içinde 1-2 çay kaşığı kereviz tohumunu demleyip soğuk olarak; 250 ml’yi 2-3 seferde tüketebilirsiniz.
  • Kereviz sapını iyice yıkayarak ara öğünlerde tüketebilirsiniz.
  • Kereviz yapraklarını iyice yıkayıp 1 hafta sürede kuruttuktan sonra blenderdan geçirerek baharat olarak kullanabilirsiniz.
  • Kereviz yapraklarını salatalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca kerevizi salata şeklinde kullanmak isterseniz YOĞURTLU KEREVİZ SALATASI yazımıza da bakabilirsiniz.

Kereviz Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir/ Nasıl Saklanır ?

Kereviz seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar sap ve kök kısımlarıdır. Kök kısımları kararmamış olanlar tercih edilmelidir. Sapı düzgün, dik duran ve liflerine ayrılmamış olanlar seçilmelidir. Kerevizin ana özelliklerinden biri de sert olmasıdır. Yumuşamış olması ve ele hafif gelmesi suyunu kaybettiğin ve taze olmadığının göstergesidir.

Alınan kereviz buzdolabında yıkanmamış, kökleri ve sapları ayrılmamış halde 2 hafta boyunca rahatlıkla saklanabilir. Ayıklandıktan ve soyulduktan sonra çabuk kararır. Bu nedenle tüketimine yakın hazırlamada kullanılmalıdır. Eğer böyle bir durum yoksa limonlu suda bekletilebilir.

[Yazı içindeki görsel “P3094324B celery 20130309” adı ile Pussreboots tarafından lisanslanmıştır. (CC BY-NC-SA 2.0)]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here