Bugün 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. Bundan dolayı bu yazıyıda bugün yayınlamak otizme farkındalık yaratmak için attığımız bir adım. Yazımızda otizmin ne olduğuna, nedenlerine, belirtilerine ve en çok kullanılan tedavi yaklaşımlarına değineceğiz.

Otizm Nedir?

“Otizm”, “kendini” anlamına gelen Yunanca “autós” kelimesinden türetilmiştir. Otizm sıklıkla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olarak da adlandırılır. İsviçreli bir psikiyatrist olan Eugen Bleuler, ilk olarak 1908’de şizofreni hastalarında gerçeklikten çekilmeyi açıklamak için bu terimi yapmıştır. Otizmli çocuklar sözel ve sözel olmayan iletişim, kısıtlayıcı ve tekrarlayıcı davranış kalıpları ve bozulmuş sosyal etkileşimler ile sürekli güçlükler sergilemektedirler. Otizm prevalansı son yirmi yılda istikrarlı bir şekilde artmaktadır. Ulusal Sağlık Merkezi Sağlık İstatistikleri, 2016 yılında en son yaygınlık oranını açıklamış ve bu açıklamada 36 çocuktan 1’inde otizm varlığı saptandığı belirtilmiştir. Hastalık erkeklerde dört kat daha sık görülmekte (4: 1), kızlarda ise prevelansının düşük olmakta fakat semptomlar daha yoğun bulunmaktadır.

Otizm Çeşitleri

Genel olarak bilinen üç çeşit otizm bozukluğu bulunmaktadır.

Otizm

Klasik otizm olarak da bilinen bu bozukluk Asperger sendromu ve yaygın gelişimsel bozuklukla (PDD-NOS) aynı tür belirtileri içermekte yalnız semptomlar yoğun bir seviyede seyretmektedir.

Asperger sendromu

Asperger sendromu tanısı almış kişilerde otistik semptomlar daha hafif seyretmektedir. Sosyal zorlukları çekebilir, sıra dışı davranışlar sergileyebilirler. Fakat çoğunlukla dil veya zihinsel engellilik gibi sorunlar göstermezler.

Yaygın gelişimsel bozukluk (PDD-NOS)

Otizmin bu çeşidine genellikle “atipik otizm”‘de denilmektedir. Klasik otizme ve asperger sendromuna tam olarak uymayan otistik davranışlar sergileyen kişilere koyulan teşhistir. Genellikle bu insanlar otistik bozukluğu olan insanlara göre semptomları daha hafif yaşamaktadır.

Otizm Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Otizm çok faktörlü bir bozukluktur. Bu faktörler arasında karmaşık genetik etkileşimler, beslenme eksiklikleri veya aşırı yüklenmeler, kimyasallara veya virüslere pre ve postnatal maruziyet, embriyonik nöral tüp kapatma işlemi sırasında oluşan hatalar, disfonksiyonel bağışıklık sistemleri ve alerjiler yer alır. Otizm spektrum bozuklukları, genetik ve çevresel bileşenler arasındaki karmaşık etkileşimlerden kaynaklanan çeşitli bozukluklar grubudur.

Genetik, otizmde önemli bir rol oynar. Otizmli çocukların kardeşleri de % 2-8 oranında bozukluğa yakalanma riskine sahiptir. Kalıtsal faktörler, monozigotik ikizlerde yüksek risk oranlarıyla otizm gelişimine neden olmaktadır.  Otizmli çocukların kardeşleri de otizm geliştirme riski taşırlar ve bu bozukluklar Down sendromu gibi kromozom anomalileri olan hastalarda daha sık görülmektedir.

Çalışmalar, yaşlı ebeveynlerden doğan çocukların otizm gelişme riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Erken doğmuş (<33 haftalık gebelik) veya düşük doğum ağırlıklı (<2500 g) çocuklar, otizm için 2 kat artmış riskle ilişkilendirilmiştir. Klorpirifos gibi insektisitlere fetal maruziyet, bebek vücut ağırlığında ve boyunda azalma, gecikmiş psikomotor gelişim ve daha yüksek otizm riski ile ilişkilendirilmiştir.

Yapılan çalışmalarda gebelik sırasında metabolik bozuklukların insidansının (diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi) çocuklarda otizm riskinin prevalansı ile ilişkili olup olmadığını değerlendirilmiştir. Bu risk ve diğer gelişimsel bozuklukların anne obez olduğunda veya tip 2 diyabet hastası olduğunda artabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca gebelikte preeklampsi geçirilmesi, amniotik sıvıda mekonyum bulunması ve ilk trimesterde perinatal kanama olması otizm görülme riskini arttırdığı belirtilmiştir.

Otizm Beslenme Sorunları Nelerdir?

Otizmli çocukların yaklaşık dörtte üçü ek fiziksel ve / veya zihinsel bozukluk ile sonuçlanan başka bir tıbbi, psikiyatrik veya nörolojik rahatsızlığa sahiptir. Sıklıkla otizm ile ilişkili bir çok durum veya bozukluk vardır bunlardan bazıları şunlardır:

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)
  • Anksiyete
  • Bipolar bozukluk
  • İnflamatuar bağırsak hastalığı
  • Epilepsi,
  • Frajil X sendromu
  • Cinsiyet disforezi
  • Zihinsel sakatlık
  • Nöroinflamasyon ve immün bozukluklar
  • Sözel olmayan öğrenme bozukluğu
  • Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)
  • Şizofreni
  • Duyusal problemler
  • Uyku bozuklukları
  • Tüberoz skleroz
  • Tourette sendromu
  • Tik bozuklukları

Yapılan bir çalışmada besin seçiciliği, en yaygın beslenme problemi olarak bulunmuştur. Başka bir çalışmada da çocukların %46.4’ünde bazı besinleri ve %14.3’ünde yeni besinleri reddetme davranışının olduğu belirtilmiştir.

Otizm farkındalık günü

Otizmli çocukların enerji ve protein alımları yeterli bulunmasına rağmen, otistik bozukluğu olan çocukların yarısından fazlasının vitamin A, B6, C, folik asit, kalsiyum ve çinko alımları yetersiz bulunmuştur. Bir çalışmada otizmli çocukların tümünün düşük kilolu olduğunu ve yiyeceklerinin yeterli miktarda D vitamini, kalsiyum, potasyum, demir ve lif içermediği bildirilmiştir.

Cincinnati Çocuk Hastanesindeki otizm programından elde edilen verilerde, otizmli çocukların %24’ünde en az 1 gastrointestinal semptom öyküsü vardı. Gastrointestinal semptomları olmayanlara göre gastrointestinal semptomları olan otizmli bireyler sıklıkla yüksek düzeyde sinirlilik, anksiyete ve sosyal geri çekilme ölçümleri göstermişlerdir.

Otizm Beslenmesinde Tedavi Yaklaşımları

Otizm tanısı almış birçok çocukta bağırsaklarının fazla geçirgen olması ve çocukların beslenmelerinde aşırı seçici davranışların görülmesi sonucu olarak birçok mineral ve vitamin eksiklikleri yaşadıkları bildirilmektedir. Beslenme ile otizm arasındaki bağlantı konuya yeni bir bakış açısı getirmiş ve otizm semptomlarının beslenme tedavi yaklaşımları ile hafifletilebileceği gösterilmiştir. Bu tedavilerin başında özel diyet tedavileri gelmektedir. Bu tedavi diyetleri aşağıda belirtilmiştir.

Glutensiz – Kazeinsiz diyet (Free Gluten – Free Cazein)

GFCF diyeti, otistik hastaların diyet tedavisine yönelik başlangıç ​​noktasını oluşturur. GFCF diyeti, esas olarak glütenin ana kaynağı olan ürünlerin yanı sıra eser miktarlarda olanları tamamen ortadan kaldırır. Diyet ayrıca, inek sütünün ve tüm süt ürünlerinin ana protein bileşeni olan kazeini de ortadan kaldırmaktadır. Diyetteki süt / süt ürünlerinin tamamen ortadan kaldırılması, çocuk diyetindeki kemik ve diş yapı taşlarının ana kaynağı olan kalsiyumun yetersizliğine yol açabilir. Neyse ki, yeni bir alerjen kaynağı da olsa, inek sütüne benzer bileşimlere sahip keçi ya da koyun sütünden yapılmış ürünler gibi çeşitli alternatifler vardır. Bu nedenle uzmanlar genellikle soya veya pirinç sütü önerirler; ayrıca eklenen pekmezli maya gevreği peynirin yerine kullanılabilir.

Ketojenik Diyet

İlk olarak ketojenik beslenme 1921’de epileptik nöbetler için terapötik bir yöntem olarak sunulmuştur. Epilepsi, yaşlılık, düşük bilişsel yetenek, zayıf dil işlevi, gelişimsel gerileme öyküsü ve şiddetli otizm semptomları ile ilişkilidir.  

Otizmli çocukların yaklaşık %12’sini ve otizmli adölesanların %26’sı epilepsiden etkilenmektedir. Otizmli bireyler, normal gelişmekte olan bireylere kıyasla epilepsiye 3 ila 22 kat daha yatkın olup otizmli bireylerin yaklaşık % 25’i, yaşamlarının bir noktasında klinik nöbet geçirmektedir. Ketojenik diyetin, zihinsel olaylara bağlı davranışlar ve hiperaktivite bozukluğu için olumlu etki yaptığı belirtilmiştir.

Uzun zincirli trigliserid diyeti olarak da bilinen klasik ketojenik diyette, enerjinin büyük kısmı yağlardan gelmekte, böylece vücut enerji kaynağı olarak yağları kullanmaya mecbur bırakılmaktadır. Karbonhidratlar ciddi şekilde sınırlandırılırken protein günlük gereksinimin alt sınırında tutulmaktadır. Otistik davranışın, glikoz metabolizmasındaki bir bozuklukla ilişkili olduğu ve bunun sonucunda azalan nikotinamid adenin dinükleotit (NADH) veya nikotinamid dinükleotit (NAD) yetersizliğine yol açtığı düşünülmektedir. Ketojenik diyetin NAD’dan tasarruf ederek mitokondriyal işlev sağlayacağı görüşü hâkimdir.

Özel Karbonhidrat Diyeti (Spesific Carbonhydrate Diet) (SCD)

Özel karbonhidrat diyeti (SCD) 1920’lerde geliştirilmiş ve 1940’dan itibaren popüler olarak kullanılmıştır. Bu diyette bireyde görülen karbonhidrat malabsorbsiyonu göz önüne alınarak bireyin tükettiği besinlerde kompleks karbonhidratlar kısıtlanırken basit karbonhidratlar tamamen çıkarılmaktadır.

SCD’nin kullanım nedeni, bağırsakların normal işlevini geri kazanmak ve bağırsaktaki patojenik mikroorganizmaların gelişmesini önlemektir. Bu diyetle hasar görmüş bağırsak çeperlerini iyileştirmek ve zararlı bakteri üremesini kontrol altına almak, bağırsaktaki patojen mikroorganizmaların beslendiği karbonhidrat türlerini kısıtlamak ve böylece vücudun bağırsak florasının düzeltilmek amaçlanmıştır. SCD; fermente besinlerin, probiyotiklerin ve özellikle ev yapımı yoğurtların kullanımını da teşvik etmektedir. SCD nişastalı besinleri yasaklamakta ve esas olarak et, tavuk, balık, yumurta, sebze, taze meyve, fındık ve yağlı tohumlardan oluşmaktadır. Diyetin başlangıcında sınırlı miktarda besinle başlanmakta ve bağırsak yolları iyileştikçe kademeli olarak alınan besin miktarı arttırılmaktadır.

Candida Vücut Ekoloji Diyeti (Candida Body Ekoloji Diet) (BED)

Candida albicans, hemen hemen tüm insanlarda bulunan maya benzeri bir mantardır. Ortaya çıktığı yerler vajina, bağırsak yolu ve ağzı oluşturan koyu nemli mukozalardır.Candida albicans, özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde enfeksiyonlara neden olabilir. Sıradan bir durumda, mantar sadece küçük koloni şeklinde bulunur, ancak doğal denge bozulduğunda, hızla istenmeyen semptomlar (örneğin, ağız ve dilin beyaz maya enfeksiyonu) üreterek büyür. Candida albicans’ın aşırı büyümesi, otizmli çocukların konsantrasyon sorunları, saldırganlık, hiperaktivite gibi davranışsal problemleriyle ilişkili olabileceği belirtilmiştir. Baş ağrısı ve mide problemleri, ağrılı gazlar, yorgunluk veya depresyon ile de kendini gösterir.

Candida Vücut Ekoloji Diyeti (BED)’nin amacı candidanın aşırı büyümesini engellemek, bağırsak sağlığını düzenlemek ve bağırsağın asit/baz dengesini sağlamaktır. Bundan dolayı asit içeriği düşük besinler ile düşük şeker ve nişasta bulunduran ya da hiç şeker bulundurmayan kolay sindirilebilir besinleri, fermente ürünleri ve diğer katı beslenme önerilerini içermektedir. BED, ham lahana turşusu ve diğer kültürlenmiş sebzeler, kefir ve yoğurt gibi birçok fermente besinleri içermekte ayrıca bu diyet glutensiz olmasının yanında pirinçsiz, mısırsız ve soyasızdır.

Elimine Alerji Diyetleri

Otizmli hastaların yaklaşık dörtte birinin gastrointestinal semptomları olduğunu bulunmuştur.Otizmli çocukların çoğu, sindirim ve bağışıklık sistemindeki bozukluklardan dolayı besin hassasiyetine sahiptir. Sindirilmeyen karbonhidrat veya proteinler bağırsakta yararlı bakterilerin bu ögelere reaksiyon göstermesine yol açmaktadır. Bu nedenle eğer çocukta herhangi bir besin alerjisi veya intoleransı olduğu düşünülüyorsa gerekli testler yapılarak ya da şüphelenilen besinin 2 haftalığına çıkartılması ve sonra besin diyete tekrar eklenerek alerjik semptomların tekrar meydana gelip gelmediğinin gözlenmesi ile alerjik reaksiyon gösteren besin bulunabilir. Alerjik besinlerin diyetten çıkarılması, gastrointestinal sistemde, davranış ve dikkat eksikliğinin iyileştirilmesi de dahil olmak üzere, bazı çocuklarda iyileşme sağlayabilmektedir. Otizmli çocuklarda alerji yapabilecek besinler arasında süt, buğday, soya, yumurta, yerfıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz ürünleri sayılabilir.

Feingold Diyeti

Fenol, aromatik / benzen halkası olan organik bir bileşiktir. Salisilatlarda doğal olarak bulunmaktadır. Ayrıca yapay besin katkı maddeleri gibi kimyasal olarak da üretilebilen bir bileşiktir. Fenoller renklendirici ve koruyucu olarak besinlerde kullanılmaktadır.

Otizm tanısı almış çocuklarda Fenol sülfür transferaz (PST) enzimindeki bir bozukluk nedeni ile diyetteki renklendirici ve koruyucu içeren ve doğal olarak salisilat içeren besinlerin çıkartılması olumlu etki yaptığı bildirilmiştir.

Bir çocuk doktoru ve alerji uzmanı olan Benjamin Feingold tarafından geliştirilen feingold diyeti, hassas çocuklarda, hiperaktivite, öğrenme problemleri ve dikkat eksikliği gibi davranış bozukluklarıyla bağlantılı olan tüm sentetik renklendiricileri ve tatlandırıcıları, belirli koruyucuları ve salisilatları tanımlamakta ve ortadan kaldırmaktadır. Birçok meyve ve sebzede oluşan salisilatların alımını sınırlamak, feingold diyetinin bir parçasıdır. Diyette çıkartılması gereken besinlerden bazıları şunlardır: badem, elma, kayısı, çilek, kiraz, karanfil, kahve, salatalık ve turşu, üzüm, kuru üzüm, nektarin, portakal, şeftali, biber, erik, mandalina, çay, domates, nane aroması. Ayrıca aspirin ve diğer ilaç çeşitleride diyetten çıkartılmalıdır.

Yağ Asidi Takviyesi

Omega-3 yağ asitleri son zamanlarda çeşitli nöropsikiyatrik ve somatik bozuklukların tedavisinde dikkat odağı olmuştur. Eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) dahil olmak üzere temel omega-3 uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri nörotransmisyon, oksidatif stres, inflamasyon ve bağışıklık üzerindeki yapısal ve fonksiyonel etkileri içeren nörogelişim de merkezi bir rol oynadığı görünmektedir. Omega-3 yağ asitlerinin eksikliği veya yetersiz alımı, çocukluk çağında sinir sisteminin anormal gelişmesine neden olarak, konsantrasyon kaybı, hiperaktivite, disleksi, dispraksi ve otistik bozukluk ile sonuçlanabilir. Bu nedenle bazı yağ asidi takviyeleri otizmde diyet tedavisi olarak kullanılıyor.

Vitamin ve Mineral Takviyeleri

Vitamin / mineral takviyeleri otizm için en yaygın kullanılan tedavilerden biridir. Laboratuvar analizleri otizmli çocukların vücudundaki birçok vitamin ve mineral düzeylerinin ciddi şekilde düşük olduğunu göstermektedir. Bu eksiklikler nedeniyle, çoğu otistik çocuk sindirim ve bağışıklık sorunları yaşamaktadır. Bu eksiklikler ayrıca görme, konuşma, dikkat ve sosyalleşme zayıflıkları gibi nörolojik sorunlara yol açmaktadır. Bu bakımdan, vitamin ve mineral takviyeleri otizmin tedavisinde giderek daha önemli bir rol oynamaktadır.

Otizm farkındalık günü. Otizm nedir?

Beslenme yetersizliklerini düzeltmek için ve kısmen otizm semptomlarının patofizyolojisinde yer alan biyokimyasal süreçlerdeki rollerinden dolayı takviye olarak vitamin ve mineraller kullanılmıştır. Bu takviyeler A, C, D, E, B6 ve B12 vitaminleri, folik asit ve mineralleri içermektedir.

Özetle otizmli çocukların vitamin ve mineral alımlarında bazı kayda değer eksiklikler vardır ve bu tür eksikliklerin otistik davranışlara katkıda bulunması mümkündür. Otizmli çocuklardaki bu eksikliklerin karşılanması otistik davranışlarda iyileşme sağlayabilir. Bundan dolayı otistik çocukların beslenme durumu ve diyet alımı için düzenli olarak izlenmesi önemlidir. Ayrıca, otistik çocukların ebeveynlerine doğru beslenme bilgisi anlatılmalı ve çocuklarının diyetini çeşitlendirmeleri teşvik edilmelidir.

Probiyotik Takviyeleri

Otizm çocuklarında davranış bozukluklarına yol açabilecek gastrointestinal rahatsızlıkların yaygın olduğu bildirilmektedir. Bunların arasında karın ağrısı, konstipasyon, diyare ve gastroözofajiyal reflü gibi gastrointestinal bozukluklar görülmektedir. Bu bozukluklarla otizmde görülen anormal davranışlar ve sosyal iletişimdeki bozukluklarla ilişkilendirilmiştir.

Probiyotikler gastrointestinal problemleri ve immünolojik anormallikleri hafifletmek, bağırsaklardaki mikrobiyal dengeyi sağlamak için yararlı olabilmektedi. Bu nedenle pobiyotik takviyeleri otizmli çocuklarda tedavi şekli olarak kullanılmaktadır.

Bu tedavi yaklaşımları ebeveynler veya bireyler tarafından yapılması sağlıklı değildir. Doktor ve bir diyetisyen kontrolünde hatta mümkünse bir psikiyatrist gözleminde bu tedavilerin uygulanması en doğrusudur.

Otizmin nedenleri, belirtileri ve beslenme önerilerinden bahsettik. Ancak otizmli çocukların eğitimleri ve terapi yaklaşımlarıyla alakalı bir şeylerden bahsetmemiz doğru olmaz çünkü bu konuda uzman değiliz. Bundan dolayı aşağıdaki linklerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yayınladı otizmle ilgili rehberleri inceleyerek bu konuyla alakalı daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Son olarak duyarlı bir arkadaşımızın youtube da paylaştığı ve geliri otizmli çocuklara bağışlanacak bir video eklemek istiyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here